ACILAR DENİZİ
Ben acılar denizinde boğulmuşum
İşitmem vapur düdüklerini, martı çığlıklarını
Dalgalar her gün bir başka kıyıya atar beni
Duyarım yosunların benim için ağladıklarını
Ölüyüm çoktan, bir baksana gözlerime
Gör, içindeki o kanlı cam kırıklarını
Bu ne karanlık, bu ne zindan gece böyle
Bütün gemiler söndürmüş ışıklarını
Ben acılar denizi olmuşum, yaklaşma
Sularım tuzlu, sularım zehir zemberek
Baksana;herkes içime dökmüş artıklarını
Bu karanlık bitse artık, bir ay doğsa
Bir deli rüzgar çıksa; alıp götürse
Yılların içimde bıraktıklarını…
Ümit Yaşar Oğuzcan
Sadakanın Önemi
Hikaye ederler ki, velilerden iki kişi Rabia (r.a)’a gelip,
“Ey Rabia, ey hak dostu ! Biz yiyecek istiyoruz,fakat yiyecek helalinden olacak,umarız ki bu da ancak sende bulunur” dediler.Rabia ‘nın içine ekmek koyduğu bir bez sofrası vardı.Bunu onların önüne koydu.O anda bir fakir çıkageldi.
“Allah için bir yiyecek” deyince Rabia, o ekmekleri dilenciye verdi.Misafirler ise bir saat kadar beklediler.Derken bir adam geldi ve bir parça ekmek getirdi.Rabia ekmekleri saydı on sekiz tane idi.O adama,
“Bu ekmeklerin yirmi tane olması gerek,iki tanesi nerede?” diye sorunca,adam sakladığı iki ekmeği çıkardı.Bunun üzerine misafirler,
“Ey Rabia! Sen bu ekmeklerin yirmi tane olduğunu nerden bildin?” dediklerinde ,Rabia şöyle cevap verdi ;
“Sizin karnınızın aç olduğunu anladım ve ekmeği önününüze koydum, ancak bu az idi.Bunların karnı bununla doymaz dedim ve çoğalması için fakire verdim, çünkü Allah (c.c) Hazretleri, “kim benim için bir sadaka verirse , yerine on veririm” diye buyurmuştur.Bundan dolayı ekmekleri hak yolunda sadaka verdim ve Mevla’mdan yirmi tane ekmek vermesini bekledim.Ama o adam on sekiz tanesini getirmişti” dedi.Bundan sonra ekmekleri misafirlerin önüne koydu ve onlar da karınlarını doyurdular.